MADDEYE DEĞİL HAYATA BAĞLAN Güncelleme Tarihi: 26 June 2018

MADDEYE DEĞİL HAYATA BAĞLAN


Bağımlılık, bir maddenin belirgin bir etkiyi elde etmek için alınması sürecinde ortaya çıkan bedensel, ruhsal ya da sosyal sorunlara rağmen madde alımının devam etmesi, bırakma isteğine rağmen bırakılamaması,  aynı etkiyi elde edebilmek için giderek madde miktarının arttırılması ve madde alma isteğinin durdurulamamasıdır. Kısaca kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi durumudur. Bağımlılık biyo-psiko-sosyal içerikli tıbbi bir hastalıktır.

Bütün bağımlılık yapıcı maddeler, beyindeki merkezi sinir sistemini doğrudan ya da dolaylı uyarır ve hayatın devamı için gerekli olan pekiştirmeyi kullanırlar. Su içmek, yemek yemek,vb hayatta kalma dürtüleri gibi aynı beyin devrelerini harekete geçirirler. Beyin bu hissettiği dürtüleri hafızasında tutup tekrarlanmasını ister. Madde bağımlısı, her durum ve koşulda maddeyi almak için engellenemeyen bir arzu ve istek duyar. Madde kullanımına ara verdiğinde de yoksunluk belirtileri yaşar.

Gençler, yaşları ve içinde bulundukları ergenlik dönemi duygu durumlarının hareketi sebebiyle zararlı maddeleri yaymaya çalışan sektörün en büyük hedefidir. Çünkü; bu yaş grubunun duyguları aşırıdır. Çevreye karşı ilgileri artmış, tepkileri sert, çabuk sevinir, çabuk üzülürler. Karşılaştırmalardan hoşlanmazlar, dış görünüşe, arkadaşlarının sözlerine ve davranışlarına çok fazla önem verirler. Tüm bunları göz önünde bulundurduğumuzda ve özellikle gençleri temel aldığımızda madde kullanan bir kişinin, bağımlılık yapıcı maddeyi denemesinin gerekçesi olarak pek çok neden sayılabilir. Bunların arasında merak, özellikle ergenlik dönemlerinde kendini ispat etme çabası, asilik, farklı olma dürtüsü, arkadaşlarına uyma, bir gruba ait olma isteği ayrıca bazı psikolojik nedenler de sıralanabilir.

Ergenlik döneminde gençler ailelerinden daha çok arkadaşları ile vakit geçirirler. Madde kullanım süreci de gencin sosyal çevresindeki değişimle başlar. Bu süreçte en önemli faktör bu maddeleri gence getirecek arkadaş çevresidir. Bir gencin çevresinde madde kullananlar arttıkça onun da madde kullanma ihtimali artar. Onlarla bir aradayken kendini önemli hissetmek istemesi ve arkadaş grubu tarafından kabul görmeyi beklemesi gencin madde tekliflerine karşı tavır almasını zorlaştırır. Kişinin bu maddeleri ve zararlarını bilmesi çoğu zaman akran baskısının direncini kırmaya yetmez.

Madde bağımlılığı sürecinde ilk adım merak etme ve denemedir. Maddenin denenmesine kadar kişide merakın yanı sıra maddenin etkilerine yönelik korku da mevcuttur. Merakın korkuyu yenmesiyle kişi “Bir kereden bir şey olmaz.” diyerek ilk denemeyi gerçekleştirir. Çoğunlukla ilk defa kullanma, diğer kullanımların da önünü açar. Merak ve korku aşamasında gencin sigara veya alkol kullanıp kullanmaması da belirleyici bir faktördür. Benzer bir durum alkol kullanımı için de söz konusudur. Alkol kullanan kişiler, alkollü oldukları zamanlarda isabetli kararlar veremezler ve kendilerine yapılan madde tekliflerine daha kolay “Evet!” derler.

Bu noktada en büyük görev gençlerimizin ailelerine düşmektedir. Ailelerin çocuğunu olduğu gibi kabul etmesi, çocuğun yaşına uygun tutum ve davranışlar göstermesi, özellikle ödül ceza sisteminin iyi kullanımı, tutarlı disiplin, yakın gözlem yapması (ders başarısı, okul devamı ve arkadaş çevresinin tanınması..vb) aile içi çocuk ebeveyn ilişkisinde büyük önem taşır. Bunun yanında, yüksek benlik saygısı geliştirmesi için çocuğa destek olma, çocuğu ile kaliteli vakit geçirme, dinlemeyi öğrenme, etkin baş etme becerilerinin ve toplumsal değerlere bağlılığın da aile tarafından öğretilmeside ailelerin yapması veya geliştirmesi gereken yaklaşımlardır.

Gençlerin en önemli beklentilerinden biri dinlenilmek ve kabullenilmektir. Dolayısıyla yetişkinlerin gençlere yönelik davranışlarının şekillenmesinde bu iki unsurun özellikle göz önünde bulundurulmasında fayda vardır.

Madde kullanımı, sorunlarla baş etmenin yanlış yöntemidir. Sorunları çözmede bağımlılık yapıcı maddenin herhangi bir yardımı olmaz. Bağımlılık yapıcı madde kullanan kişi kısa bir süreliğine kaygılarını ve sorunlarını unutabilir ancak madde etkisi geçmeye başladığında anlaşılır ki sorunlar hâlâ çözülmemiştir. Ve tüm bu sorunların yanında bağımlılık yapıcı madde kullanmak, başka sorunlara da yol açar. Çünkü bağımlılık yapıcı maddeler istenmeyen güçlü etkilere sahiptir. Ayrıca kullanıldıkları zaman bazı hukuki sonuçlara da yol açabilirler.

            Gerek Sağlık Bakanlığımız gerekse Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü olarak bağımlılıkla mücadele kapsamında bir çok çalışma yürütülmektedir. Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında bağımlılıktan korunma yöntemleri ve kişilerarası ilişkiler ile ilgili eğitimler yürütülmektedir. Bunun yanında madde bağımlılığı sorunu yaşayan vatandaşlarımıza yönelik Sağlık Bilimleri Üniversitesi Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde bağımlılık polikliniğimiz bulunmaktadır.  Yine bu doğrultuda, bağımlılıkla mücadele konusunda destek almak amacıyla ALO191 Uyuşturucu İle Mücadele Destek Hattı’na veya İl Sağlık Müdürlüğümüze başvuru yapılarak ayrıntılı bilgi alınabilmektedir.

            Maddeye değil hayata bağlı olmak dileğiyle.

Sağlığınız bizim için önemli….

Paylaş